Başkale’de 2026 tarım sezonu, yağışların üretimi olumlu
etkilemesine rağmen don ve yüksek üretim maliyetlerinin gölgesinde geçti.
Buğday ve arpa üretiminde ürün miktarı artarken, don nedeniyle farklı bölgelerde
kayıplar yaşandı. Başkale Ziraat Odası Başkanı İsmet Aşan, sezonun çiftçi
açısından yalnızca tarladan elde edilen ürün miktarı üzerinden
değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
İlçede bu sene yağışların yanı sıra don ve yüksek
sıcaklıklar da tarımsal üretimi etkiledi. İlkbaharda etkili olan yağışlar
buğday ve arpanın gelişimine katkı sağlarken, yaşanan don olayı bazı tarlalarda
ürün kayıplarına neden oldu. Hava koşullarının üretim alanlarına göre farklı
seyretmesi, hasat sonuçlarının da değişmesine yol açtı.
Buğday ve arpa üretiminde elde edilen sonuçlar tarlalara
göre farklılık gösterdi. Yağışlardan olumlu etkilenen alanlarda ürün miktarı
artarken, donun etkili olduğu kesimlerde kayıplar yaşandı. Ancak üretimdeki
artış, yüksek girdi maliyetleri ve ürünlerin satış koşulları nedeniyle
çiftçinin gelirine aynı ölçüde yansımadı. Başkale Ziraat Odası Başkanı İsmet
Aşan, üreticinin yüksek maliyetlerle ekim yaptığını belirterek, hasat sonunda
elde edilen gelirin çiftçinin beklentisini karşılamadığını ifade etti.
Aşan, özellikle buğday ve arpa üretiminde hasat
sonuçlarının farklılık gösterdiğini belirterek, geçen yıla göre iyi sonuç
alınan yerlerin yanı sıra iklim koşulları, yağışların düzensizliği ve don
nedeniyle beklenen sonucun alınamadığı tarlaların da bulunduğunu aktardı.
“Bu yıl Başkale’de çiftçimiz açısından ciddi
mağduriyetlerin yaşandığı bir sezon oldu. Her ne kadar bazı bölgelerde
yağışların olumlu etkisiyle ürünlerde verim artışı yaşansa da verimdeki değişim
çiftçinin gelirine aynı şekilde yansımadı. Ayrıca özellikle don olayı, bazı
bölgelerde ürünlerde ciddi zarara ve verim kaybına neden oldu. Bu nedenle
sezonun tamamını yalnızca tarladan alınan ürün miktarı üzerinden değerlendirmek
doğru olmaz.”
Don nedeniyle zarar gören alanlarda kayıplar yaşandığını
belirten Aşan, üretim miktarının arttığı yerlerde bile fiyatlar, kalite
farkları ve satış koşullarının çiftçinin eline geçen geliri doğrudan
etkilediğini söyledi.
“Özellikle buğday ve arpa üretiminde bölgeden bölgeye
önemli farklılıklar yaşandı. Bazı alanlarda verim geçen yıla göre iyi olurken,
bazı alanlarda iklim koşulları, yağışların düzensizliği, don olayı ve diğer
üretim sorunları nedeniyle beklenen verim alınamadı. Don nedeniyle zarar gören
alanlarda ürün kaybı yaşanırken, verimin arttığı yerlerde bile ürün fiyatları,
kalite farkları ve satış koşulları nedeniyle çiftçinin eline geçen gelir aynı
oranda artmadı.”
Üretim miktarındaki artışın çiftçinin gelirine aynı oranda
yansımadığını belirten Aşan, yüksek girdi maliyetlerinin üreticinin elinde
kalan geliri sınırladığını ifade etti. Don olayından zarar gören çiftçilerin
yaşadığı mağduriyetin de tabloyu ağırlaştırdığını söyleyen Aşan, birçok
üreticinin hasat sonunda maliyetlerini karşılamakta zorlandığını vurguladı.
“Bizim açımızdan bu yılın en önemli konusu, çiftçinin
tarlasındaki ürünün ekonomik karşılığını alamaması oldu. Çiftçimiz büyük emek
ve yüksek maliyetlerle üretim yaptı ancak hasat sonunda birçok üreticimizin
elinde beklediği kazanç kalmadı. Verim artışı yaşanmasına rağmen bu artış
çiftçinin kazancına dönüşmedi. Don olayından zarar gören üreticilerimizin
mağduriyeti ise bu tabloyu daha da ağırlaştırdı.”
“Bu nedenle 2026 sezonunu sadece ‘verim arttı’ veya ‘verim
azaldı’ şeklinde değerlendirmek eksik olur. Asıl mesele, elde edilen verimin
ürün satış fiyatı ve üretim maliyetleriyle birlikte değerlendirildiğinde
çiftçiye gerçek bir gelir sağlayıp sağlamadığıdır. Verim artışı tek başına
çiftçinin kazancının arttığı anlamına gelmez; önemli olan, bu artışın
üreticinin elinde kalan gelire yansımasıdır.”
Sezon değerlendirilirken iklim koşullarının ayrıca ele
alınması gerektiğini belirten Aşan, yağışların miktarı kadar zamanlamasının da
tarımsal üretim açısından önemli olduğunu söyledi. Yağışların bazı dönemlerde
ürün gelişimini desteklediğini, ancak don olayının özellikle bazı bölgelerde
üreticileri mağdur ettiğini ifade eden Aşan, zarar gören alanlarda hem ürün
miktarı hem de kalitesinde kayıplar yaşandığını belirtti.
“Bu sezonu değerlendirirken iklim konusunu özellikle ayrı
tutmak gerekiyor. Yağışların miktarı kadar zamanlaması da tarımsal üretim
açısından büyük önem taşıyor. Bazı dönemlerde yağışlar ürün gelişimini
desteklerken, yaşanan don olayı bazı üreticilerimizi ciddi şekilde mağdur etti.
Özellikle don olayından etkilenen alanlarda ürün kayıpları yaşandı. Bazı
üreticilerimiz yüksek maliyetlerle ekim yaptığı halde beklediği verimi alamadı.
Üstelik zarar sadece miktarla sınırlı değil; ürünün kalitesi ve dolayısıyla
satış değeri de bundan etkilenebiliyor.”
Aşan, iklim değişikliğinin etkilerinin üreticiler
tarafından doğrudan tarlada hissedildiğini belirterek risk yönetimi, tarım
sigortaları, sulama yatırımları ve afet sonrasında üreticinin hızlı şekilde
desteklenmesinin önemine dikkat çekti.
“Artık iklim değişikliğinin etkilerini üreticilerimiz
doğrudan tarlada hissediyor. Bir yıl kuraklık, başka bir yıl aşırı yağış veya
don riskiyle karşı karşıya kalabiliyoruz. Bu nedenle risk yönetimi, tarım
sigortaları, sulama yatırımları ve üreticinin afet sonrasında hızlı şekilde
desteklenmesi bundan sonraki dönemde çok daha önemli hale geliyor.”
Başkale çiftçisinin üretimden vazgeçmek istemediğini
belirten Aşan, üretimin sürdürülebilmesi için üreticinin ekonomik olarak ayakta
kalması gerektiğini söyledi. Özellikle don olayından etkilenen çiftçilerin
zararlarının tespit edilerek desteklenmesinin önemine dikkat çeken Aşan,
Başkale Ziraat Odası olarak üreticilerin sorunlarının takipçisi olacaklarını
ifade etti.
“Çiftçimiz üretmekten vazgeçmek istemiyor. Ancak üretimin
sürdürülebilir olması için ekonomik olarak ayakta kalması gerekiyor. Bugün
çiftçimizin en büyük beklentisi, üretim maliyetlerinin dikkate alındığı ve
emeğinin karşılığını alabildiği bir tarımsal destekleme sisteminin
güçlendirilmesidir. Özellikle don olayından etkilenen üreticilerimizin
zararlarının tespit edilerek desteklenmesi büyük önem taşıyor. Biz Başkale
Ziraat Odası olarak üreticilerimizin yaşadığı sorunların takipçisi olmaya devam
edeceğiz.”